Karar olmadan, müdahale olur mu?
29 Ağustos 2013Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'ye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı olmadan müdahale ederse, bu bir ilk olmayacak. Zira 2003 yılında ABD ve İngiltere öncülüğündeki Irak müdahalesi de Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı olmadan gerçekleştirilmişti.
ABD eski başkanı George W. Bush, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in devrilmesi için yapılan müdahalede oluşan ittifakı ‘gönüllüler koalisyonu' olarak adlandırmıştı. ABD, müdahaleden önce Irak'ta kitle imha silahları olduğunu ispat etmeye çalıştı. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler'e bir takım kanıtlar sundu. Ancak, Almanya, Fransa ve Rusya kanıtların güvenilirliğinden kuşkuluydu. Geçen zaman içerisinde bu kanıtların ‘sahte' olduğu ortaya çıktı. Colin Powell hatasını kabul ederek, siyaset sahnesinden çekildi.
Suriye-Kosova karşılaştırması
1994-1998 yılları arasında Birleşmiş Milletler barış harekâtlarının planlanmasından sorumlu olan Alman ordusu eski komutanı Manfred Eisele'ye göre Irak ile Suriye arasında bir karşılaştırma yapmak mümkün değil. Ancak 1999 yılındaki Kosova Savaşı ile Suriye arasında bir takım paralellikler mevcut: “Güvenlik Konseyi, Kosova'daki durumu, etnik temizlikleri o dönemde gayet gerçekçi bir biçimde ortaya koyabilmişti.”
Arnavut isyancılar o dönemde Kosova’nın bağımsızlığı için mücadele ediyordu. Çatışma süresince, Yugoslav ordusunun Kosova'daki insan hakları ihlâlleri ve katliamlarına ilişkin haberler giderek artan bir şekilde kamuoyuna yansıdı. Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamada bir askerî müdahale aleyhinde oy kullandı. Bunun üzerine NATO, Birleşmiş Miletler kararı olmadan hava harekâtı ile müdahalede bulunma kararı aldı. Augsburg Üniversitesi'nden siyaset bilimi ve barış araştırmaları uzmanı Andreas Bock, Kosova'daki durumun müdahaleyi meşrulaştırdığı görüşünde. Bock, Kosova'da, bir müdahaleye meşru kılacak çok açık insan hakları ihlâlleri meydana geldiğini ifade ediyor.
Bock, hukuki açıdan bakıldığında devletler hukukuna ters düşse de, askerî müdahalede bulunmayı zorunlu kılacak etik yükümlülükler olduğunu belirtiyor. Örneğin, 1990 yılında Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu'na bağlı birlikler, Nijerya önderliğinde Liberya'daki iç savaşa müdahale etmişti. BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan diğer ülke topraklarına müdahale konusunda emsal teşkil eden bu olayda da, insanî unsurlar gerekçe gösterilmişti. Alman ordusu eski komutanlarından Manfred Eisele'ye göre, Liberya'daki durum ile Kosova paralellikler taşıyordu.
Koruma Sorumluluğu Doktrini
Öte yandan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin onayı olmadan da uluslararası bir müdahaleyi meşrulaştıran, ‘Koruma Sorumluluğu' (R2P) isimli bir doktrin bulunuyor. 2001 yılında ortaya atılan ve 2005 yılında BM zirvesinde üyelerin büyük çoğunluğu tarafından tanınan doktrin, ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı durumlarda ülkelerin içişlerine karışmama ilkesini geçersiz kılıyor.
Bu doktrin, yazılı hukuki bir düzenleme değil. Ancak, 2011 yılında Libya müdahalesi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan ve Rusya ile Çin'in çekimser kaldığı oylamada, karar tasarısı metninde bu maddeye açıkça atıfta bulunulmuştu. Suriye'ye müdahale konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı bulunmamasına karşın, müdahale planları yapan ABD ile İngiltere'nin de ‘koruma sorumluluğu' doktrinine atıfta bulunacağı varsayılıyor. Uzun dönemde ise bu doktrinin yeni bir hukuki meşruiyet zeminine dönüşeceği tahmin ediliyor.
© Deutsche Welle Türkçe
Marcus Lütticke / Başak Özay
Editör: Beklan Kulaksızoğlu